BirGün gazetesinin ödüllü muhabiri İsmail Arı, akraba ziyareti için gittiği Tokat’ta, bayramın ikinci günü ailesinin yanından polis zoruyla koparılarak gözaltına alındı. Ankara’ya getirilen Arı, savcı yüzü bile görmeden, jet hızıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Savcı Görmeden Hüküm Verildi: Hukuk Mu, İntikam Mı?
BirGün’de yayımlanan yazısında süreci tüm çıplaklığıyla anlatan Arı, adeta bir “operasyonla” susturulmak istendiğini gözler önüne serdi. Gözaltına alınma gerekçesi olarak “Erdoğan ailesinin vakıfları” üzerine yaptığı video haber gösterildi. Ancak asıl skandal adliyede yaşandı: Arı, ifadesini alması gereken savcıyı hiç görmeden doğrudan mahkemeye sevk edildi ve 11. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “kuvvetli suç şüphesi” denilerek tutuklandı.
“Yatarı Olmayan Suçtan” Cezaevi Operasyonu
Hakkında aylardır koruma kararı bulunan ve her gün polis korumasıyla gezen bir gazetecinin “kaçma şüphesi” bahanesiyle tutuklanması, yargının geldiği noktayı bir kez daha tartışmaya açtı. Arı, yazısında bu durumu şu sert sözlerle eleştirdi:
“Bir gazeteci, yatarı bile olmayan bir suçtan tutuklanarak susturulmak istendi. Kurt kuzuyu yemeye çoktan karar vermişti. Beni neden susturmak istediler? Ben neden cezaevindeyim?”
Ödüllü Gazeteciye “Depo Kapısından” Tahliye Yerine Hapis
Daha önce Yunus Emre Vakfı’ndaki yolsuzlukları ortaya çıkardığı için Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü dahil birçok saygın ödüle layık görülen Arı, şimdi o yolsuzluk yapanların kaldığı cezaevine gönderildi. Adliyeden bir “depo kapısından” çıkarılarak cezaevine götürüldüğünü belirten gazeteci, her şeye rağmen geri adım atmayacağını duyurdu:
“Annemi, babamı, sevdiklerimi ağlatanlar da elbet bir gün yargılanacak. Ben cezaevinde de yazmaya, haber yapmaya devam edeceğim.”







