• Turkhane Logo

MEB’in 24 Kasım kampanyasına tepki: ‘Öğretmene değer; indirimle değil, hak teslim edilerek gösterilir’

10:50 23 November 2025 Sunday
MEB’in 24 Kasım kampanyasına tepki: ‘Öğretmene değer; indirimle değil, hak teslim edilerek gösterilir’





Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, MEB’in 24 Kasım için duyurduğu internet ve hediye çeki kampanyasını eleştirerek “Öğretmene değer indirim kodlarıyla değil, hakları teslim edilerek gösterilir” dedi. Özbay, öğretmenliğin promosyonlarla değil, mesleki itibar ve ekonomik koşulların güçlendirilmesiyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.



Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 24 Kasım için öğretmenlere mobil internet ve mağazada indirim çeki kampanyası yapacağını duyurdu. Kampanyayı değerlendiren Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Öğretmenliği ticari ilişki ağlarının vitrinine yerleştiren bir anlayışın göstergesidir. Öğretmene değer; indirim kodlarıyla değil, hakları teslim edilerek gösterilir. 24 Kasım; market fişi dağıtarak değil, mesleki itibarı koruyarak kutlanır. MEB, öğretmeni hatırladığı tek gün olan 24 Kasım’da bile öğretmenin karşısına kamu kurumu gibi değil, özel şirket kampanya temsilcisi gibi çıkmaktadır” dedi.



Milli Eğitim Bakanlığı Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı 81 il milli eğitim müdürlüğüne “24 Kasım Öğretmenler Günü etkinlikleri” konulu bir yazı gönderdi. 24 Kasım kapsamında öğretmenlere mobil internet, dakika ve iki mağazada hediye çeki kampanyasının yapılacağı duyuruldu.



/



Söz konusu yazıya ilişkin Cumhuriyet’e değerlendirmelerde bulunan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Yazı, öğretmenlik mesleğini ‘kutsiyet’ ‘maarif davası’ ve ‘medeniyet’ gibi ifadelerle uzun uzun yüceltirken; iş somut saygı göstermeye ve gerçek karşılık vermeye gelince bir kez daha ticari kampanya bültenine dönüşmektedir. Bir bakanlığın öğretmeni promosyonlara yönlendirmesi, hak kayıplarını gidermek yerine öğretmenliği ticari ilişki ağlarının vitrinine yerleştiren bir anlayışın göstergesidir. Yazıda ‘medeniyet köprüsü kuran’, ‘erdemli nesiller yetiştiren’, ‘yeşil vatanın bekçisi’ olan öğretmenden bahsedilmekte; fakat bu niteliklerin gerektirdiği ekonomik ve mesleki koşulların iyileştirilmesine dair tek bir somut adım, tek bir net ifade dahi bulunmamaktadır” dedi.



‘MARKET PROMOSYONUYLA ÖLÇÜLMEZ’



Gerçek tabloyu, “Geçim derdine mahkum edilen öğretmenler, temizlik görevlisi dahi bulunmayan okullar, yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan eğitim çalışanları, güvenlik ve altyapı eksiklikleri…” olarak özetleyen Özbay, “Buna rağmen Bakanlığın 24 Kasım vizyonu; teşekkür, iyileştirme, hakkın teslimi veya bir yol haritası değil, telekom operatörü kampanyaları ve market çeklerinden ibaret bırakılmıştır. Yazının öğretmene biçtiği değer de açıkça budur: 10 GB internet, 500 dakika konuşma, 200 TL market çeki, 400 TL kitap indirimi… Bir mesleğin itibarı market promosyonuyla ölçülmez; öğretmene değer, indirim kodlarıyla değil, hakları teslim edilerek gösterilir. Bir bakanlığın vizyonu ise süslü hamasetle değil; gasp edilen öğretmen haklarını iade edecek, mesleği güçlendirecek somut adımlarla anlaşılır. Bu yazı; öğretmenin gerçek taleplerini yok sayan, meslek itibarını kampanyalarla geçiştiren, 24 Kasım’ı bir reklam duyurusuna indirgeyen bir bakış açısını yansıtmaktadır” diye konuştu.



‘ÖĞRETMENİN AY SONUNU GETİREMEMESİ GÖRÜNMÜYOR’



Özbay sözlerini şöyle tamamladı: “Sözde ‘Aile Yılı’ ve ‘Yeşil Vatan’ temaları dile getirilirken, öğretmenin kendi ailesinin ay sonunu getiremediği, okul bahçelerinin bakımsız olduğu gerçeği bilinçli biçimde görmezden gelinmektedir. Oysa 24 Kasım; market fişi dağıtarak değil, özlük haklarını güçlendirerek, yaşam koşullarını iyileştirerek ve mesleki itibarı koruyarak kutlanır. Bu yazı, bir kez daha göstermektedir ki: Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmeni hatırladığı tek gün olan 24 Kasım’da bile öğretmenin karşısına bir kamu kurumu gibi değil, adeta bir özel şirket kampanya temsilcisi gibi çıkmaktadır. Öğretmenlerin talebi ne süslü sözlerdir ne de promosyonlardır; hak ettiği saygı, iyileştirilmiş ekonomik koşullar, yaşam güvencesi, mesleki onur ve laik-bilimsel eğitimi güçlendirecek gerçek bir politikadır.”



Öğretmenler geçim sıkıntısında: 4’te 1’i ek iş yapıyor



Eğitim-İş, 24 Kasım Öğretmenler günü öncesinde öğretmenlerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları gözler önüne serdi. Sendika, öğretmenlerle yaptığı “geçim anketini” kamuoyuyla paylaştı. Anket sonuçlarına göre; öğretmenlerin yüzde 57’si kiracı. Bununla birlikte, öğretmenlerin yüzde 48’i gelirinin giderini karşılayamadığını söylüyor. 4 öğretmenden 1’i ise geçinebilmek için ek iş yapıyor. Emekli öğretmenlerden 3’te 1’i geçinebilmek için çalışıyor.



Türkiye’de artan yoksulluk eğitimi de olumsuz etkiliyor. Öğrenciler okullarda yeterli beslenemezken, veliler de çocuklarının gerekli eğitim araç-gereçlerini tam karşılayamıyor. Öğretmenlerin ise kiralarını öderken zorlandıkları, geçinmek için ek işlerde çalışması artık bir Türkiye gerçeği oldu. Eğitim-İş; 24 Kasım Öğretmenler Günü yaklaşırken dün eğitim emekçilerinin ekonomik durumlarına ışık tutan bir anket yayımladı.



YÜZDE 57’Sİ KİRACI, YÜZDE 64’Ü KİRA ÖDERKEN ZORLANIYOR



“Öğretmenin tükenen alım gücü, büyüyen geçim sıkıntısı” başlıklı anket; 58 ilden toplam 2 bin 311 öğretmenlere yapıldı. Katılımcıların yüzde 37’si 40 yaş ve altında, yüzde 23’ü 41-45 yaş aralığında, yüzde 40’ı ise 46 yaş ve üzerinde yer alıyor. Katılımcıların yüzde 78’i evli olurken; yüzde 33’ü büyükşehir, yüzde 27’si il ve yüzde 40’ı taşrada görev yapıyor. Bununla birlikte katılımcıların yüzde 88’si ailesiyle, sadece yüzde 1’i yalnız yaşayabiliyor. Buna karşın katılımcıların yüzde 57’si kiracıyken, kira ödemekte zorlandıklarını belirten öğretmen sayısı yüzde 64’lük bir oranla kiracı yüzdesinin üstünde…



ÖĞRETMENLERİN YARISI GEÇİNEMİYOR



Anket verilerine göre; 10 öğretmenden 3’ü aylık maaşlarının 6 bin TL’den fazlasını sadece fatura giderlerine ayırıyor. Öğretmenlerin yüzde 45’i aylık gelirinin yarısından fazlasını kullanarak kredi kartı borcunu ödeyebiliyor. Bununla birlikte 3 öğretmenden 1’i ise kredi kartı borcunu düzenli ödeyemiyor. Bu olumsuz oranlar karşısında öğretmenlerin yüzde 48’i gelirinin giderini karşılayamadığını söylüyor. Öğretmenlerin yaklaşık yarısı gelirinin yetersiz olduğunu belirtmesine ek olarak, 4 öğretmenden 1’i geçinebilmek için ek iş yapıyor. Ek iş yapan 10 öğretmenden 1’i ise alanı dışında bir işle uğraşıyor.



‘ÖĞRETME MOTİVASYONLARINI KAYBEDİYORLAR’



Anketin sonuç ve değerlendirme kısmında; “Olduğundan düşük açıklanan enflasyon oranları, toplu sözleşmelerde belirlenen düşük zam oranları yoksullaşmanın ortadan kalkmasına değil derinleşmesine neden olmaktadır. Tüm bu olumsuz tablonun sonucunda eşi çalışmayan, çocuğu eğitimde olan öğretmenlerin neredeyse tamamı ekonomik sorunlarının öğretme motivasyonlarını olumsuz etkilediğini ifade etmiştir. Sonuç itibariyle ekonomik geçim sıkıntısı yaşayan, refah düzeyi düşen ailesi ve kendisinin geleceği konusunda endişe içinde olan öğretmenlerin motivasyonunun düşmesi beklenen durumdur” ifadeleri kullanıldı.



EMEKLİ ÖĞRETMENLER DE ÇALIŞMAK ZORUNDA



Sendikanın ayrıca yayınladığı verilere göre; 10 emekli öğretmenden 7’si ek iş yapmak zorundayken, 3 emekliden 1’i çalışıyor. 4 emekliden 1’i maaşının yarısından fazlasını kiraya ayırıyor. Bununla birlikte; ücretli öğretmenlerin 4’te 1’i ek iş yapıyor. 3 ücretli öğretmenden 1’i ise yalnızca beslenme giderinin aylık 15 bin TL’nin üzerinde olduğunu belirtiyor. Bu rakam ise ücretli öğretmen gelirin tamamına eşit.



Öğretmen maaşları geride kaldı: Alım gücü 22 yılda eridi



24 Kasım öğretmenler gününde Türkiye’de öğretmenlerin maaşları ve alım güçleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. 2003’te 3,1 asgari ücret alan öğretmenler, 2025’te 3 asgari ücretten az kazanıyor. Birçok maaş artışının gerisinde kalan öğretmen maaşları, OECD sıralamasında da alt sıralarda yer alıyor.



Öğretmenler günü her yıl okullarda coşkuyla kutlanırken, öğretmenlerin haklarının ödenmemesi kültürümüzde önemli yer ediniyor. Ancak son yıllarda öğretmenlerin haklarındaki değişimler dikkat çekiyor.



2003 yılı başında bir öğretmen 3,1 asgari ücret alırken, 2025’te bu oran 2,77’ye gerilemiş olarak görünüyor. Hatta 2023’ün başında bu oran 2’nin altına inmişti.



/



Memurlar içinde bile öğretmenlerin maaşlarındaki artış geride kalıyor. Son 10 yılda memur maaşlarına yapılan zam oranı yüzde 2.232 oranında olurken, polis maaşlarındaki artış yüzde 2.140, asgari ücretteki artış oranı yüzde 2.229 seviyesinde oluyor. Öğretmen maaşları ise 10 yılda yüzde 2.046 oranında en düşük seviyede arttı.



/



2021 yılında OECD verilerine göre, Türkiye’de ilkokul öğretmenlerinin maaşları son sıralarda yer alıyordu. 33 ülke içinde Türkiye 29. Sırada listede izlenmişti.



/



Eğitim Reformu Girişimi’nin 2024 yılı Eğitim İzleme Raporu’na göre, Türkiye’de mesleğe MEB kadrolarında yeni başlayan bir öğretmenle daha deneyimli bir öğretmenin maaşları arasındaki fark her kademede (ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim) yüzde 9 oldu. OECD ortalamasında ise bu fark tüm kademelerde yüzde 64-65 seviyesinde oluyor.







Alım gücü geriledi



2003 yılında 702,21 TL olan öğretmen maaşıyla 38 gram altın alınırken, günümüzde 61.126 TL’lik öğretmen maaşıyla 11 gram altın alınabiliyor.



Öğretmenlerin alım gücü de maaşlı birçok çalışan gibi gerilerken, kutsal bir meslek olan öğretmenlik için atama bekleyenler için de önemli bir gelişme yine öğretmenler gününde yaşanacak.



15 bin öğretmen ataması için Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarih vererek, “2024 KPSS sınavı ile KPSS artı mülakat sistemiyle son öğretmen atamasını 24 Kasım tarihi itibarıyla yapmış olacağız” dedi.

Son güncelleme: 10:50 23.11.2025
SIRADAKİ HABER
Sayfa Başı