MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter partisindeki görevinden istifa etti. Bu gelişmenin ardından parti kulislerinde hareketli saatler yaşanırken aksiyonun önümüzdeki günlerde de süreceği öngörülüyor.
Parti içinde suların kısa sürede durulmayacağı görüşü ağırlık kazandı. İstifanın perde arkasında Yönter’in yönetimdeki görevini bırakma nedenine dair farklı değerlendirmeler bulunuyor.
AYHAN BORA KAPLAN İDDİASI
T24’te yer alana habere göre Ankara yeraltı dünyasının bilinen isimlerinden tutuklu Ayhan Bora Kaplan merkezli olaylar zincirinde İzzet Ulvi Yönter’in adının geçtiği iddia edildi.
Kaplan’ın ortağı tutuklu bulunan Serdar Sertçelik’e ait olduğu öne sürülen cep telefonunda yapılan incelemeler yeni veriler sundu. İncelemeyi yürüten birimler elde edilen mesajlarda MHP’li Yönter’in ismine ulaştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yönetiminin soruşturma dosyasını tamamladığı iddia edildi. Kulislerde dolaşan bilgilere göre savcılık makamı Yönter hakkında fezleke hazırlayarak TBMM’ye göndermek için çalışma başlattı.
NECMİ YILDIRIM İSMİ DOSYADA
Hazırlanan dosyada sadece Yönter değil MHP’li Necmi Yıldırım’ın da isminin yer aldığı öne sürüldü. Yönter ve Yıldırım hakkındaki iddiaların yargı sürecine taşınması için fezleke yolunun izleneceği belirtildi. Ankara kulisleri bu dosyada yer alan suçlamaların siyasi dengeleri nasıl etkileyeceğini yakından takip ediyor.
ÖZKAN YALIM’IN OTEL GÖRÜNTÜLERİ YANDAŞ BASINA NASIL SERVİS EDİLDİ?
CHP’li Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım‘ın, hakkında soruşturma kapsamında Ankara’da gözaltına alınıp tutuklanmasının yankıları sürüyor. Yalım’ın bir otel odasında, bir belediye çalışanıyla “yakalandığına” dair görüntülerin iktidara yakın medyaya servis edilmesi tartışma konusu olmuştu.
Emniyet ve İçişleri’ne yakın kaynakları olan T24 yazarı Tolga Şardan, Yalım’ın servis edilen görüntülerinin Ankara ve İstanbul arasında krize neden olduğunu yazdı.
Dosyayı tamamlayan İstanbul cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Yalım’ın gözaltına alınması talimatını İstanbul Emniyeti’ne verdiğini kaydeden Şardan, “İstanbul Emniyeti, yaptığı araştırmada Yalım’ın, tıpkı Bayramoğlu gibi Ankara’da olduğunu tespit etti. Tespit ve yakalama kararı hem Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hem de Ankara Emniyeti ile paylaşıldı. Ayrıca Yalım’ın gözaltına alındıktan sonra İstanbul’a götürülmesi ve gözaltı sırasında bulunduğu yerdeki arama çalışmalarına katılması amacıyla İstanbul’dan özel polis ekibi de Ankara’ya geldi. Yakalama ve arama işlemine nezaret etti. Otel odasına yapılan baskın, gözaltı ve arama işlemleri tüm detaylarıyla kameraya çekildi. Ve çekilen görüntüler tüm ayrıntısıyla iktidara yakın yayın organlarınca kamuoyuna aktarıldı” diye yazdı.
ANKARA EMNİYETİ: BİZDEN BİLMEYİN, BİZİM HABERİMİZ YOKTU
Şardan yazısının devamında yaşananları ise şöyle aktardı:
“Burada bir ek bilgi aktarayım. Edindiğim bilgiye göre; Yalım’la ilgili CMK’nin 135. maddesi hükmü gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararı vardı. Yalım’ın son günlerdeki faaliyetlerinin özellikle iktidara yakın yayın organlarında yapılan haberlerin detaylarında dakikasına kadar yayınlanması bunu gösteriyor zaten.
Yurt dışından yanında belediyede çalışan kadın personelle birlikte Ankara’ya gelip gözaltına alındığı otelde konaklama yapan Yalım’ın konumunun tespiti sonrasında olanlar oldu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu konudaki açıklamasında Ankara Emniyeti’nden kendilerine “sakın bizden bilmeyin, haberimiz yoktu” mesajının ulaştığını açıkladı. Ortalık karıştı. Özel’in açıklaması sonrasında gözler İstanbul Emniyeti’ne çevrildi doğal olarak.
Ayrıca, Yalım’ın gözaltına alınmasında “Ankara’dan bilgi sızması olacağı için İstanbul’dan ekip geldiği” iddiası gündeme geldi. Ancak bu iddia, yine Bayramoğlu’nun yakalanmasında yaşananlarla çürüdü. Eski AKP’li milletvekilinin gözaltına alınması bilgisi dışında ne kamera görüntüsü ne gözaltına alındığı mahal ne de yanında kimlerin var olup olmadığı bilgisi sızmadı.
Doğrusunu isterseniz uygulama Bayramoğlu örneğindeki gibi olmalı. Yürürlükteki yasalar, şüpheli ve mağdurların haklarını düzenlemiş durumda. Yasalar, yasaları uygulamakla görevli makamlarca “tam anlamıyla” uygulansa zaten böylesi durumlar yaşanmaz.
Fakat siyaset, yargı ve kolluktaki farklı gerekçeler ile parametreler sebebiyle teorideki yasa hükmünün sahadaki pratiğe yansıması yasadaki gibi olmuyor maalesef.
BAKAN’A KAMERALI BASKIN OLAYI SORULDU MU?
Sürecin sonunda iki adli dosyada “dosyanın hedef kişilerinin farklı siyasi yelpazede yer almaları” nedeniyle iki farklı uygulama yapılmasından hem adliye hem de adli kolluk olarak polis sorumlu.
Sorumluluğun adliye boyutundan Adalet Bakanlığı, polis tarafında ise, önce İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ve Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, sonrasında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sorumlu.
Çiftçi, hafta sonu Ankara’da gazetecilerle bir araya geldi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan polisin sorunlarına, trafik cezalarından araç plakalarına kadar değişik konular gündeme gelmiş. Ancak, Çiftçi’nin etrafında bulunan gazetecilerin hiçbirinin aklına, “polisin kameralı baskın uygulamasında ortaya çıkan durumu” sormak gelmemiş. Ya da soruldu, Bakan yanıt vermedi! İlginç elbette.
“Polis, savcının emriyle soruşturma yapar” görüşü böylesi durumlarda ortaya atılır. Taraflar, birbirlerine topu atarak hem zaman kazanmak ister hem de dikkatleri kendi üzerlerinden dağıtmaya çalışırlar. Bu yıllardır süre gelen bir durumdur.
Büyüteç aracılığıyla Çiftçi ve Demirtaş’a soralım; olayın iç yüzünün ortaya çıkarılması için müfettiş görevlendirmesi yapsanız nasıl olur?”







