Eğitim İzleme Raporu 2025, Türkiye’de 14–17 yaş grubunda eğitim dışındaki çocuk oranının son iki yıldır yüzde 8’in üzerinde seyrettiğini ortaya koydu. Bazı illerde tablo çok daha çarpıcı bir hâle geldi. Muş’ta bu yaş grubundaki çocukların yüzde 34,4’ü, Ağrı ve Şanlıurfa’da ise yüzde 32,8’i ortaöğretim veya yükseköğretimde yer almadı. Böylece bu illerde her üç çocuktan biri ya ortaokulda kaldı ya da tamamen eğitim dışına çıktı.
Bölgesel dağılım, Kuzeydoğu, Orta ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde riskin daha yüksek olduğunu gösterdi.
Yoksulluk ve çocuk işçiliği eğitimden kopuşu derinleştirdi
TÜİK verilerine göre Türkiye’de çocukların yüzde 30,4’ü maddi yoksunluk içinde yaşadı; çocukların yüzde 39,5’i ise yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kaldı. Bu oran Türkiye’yi AB ülkeleri arasında en yüksek risk seviyesine sahip ülke konumuna getirdi.
2024 verileri, 15–17 yaş grubundaki çocukların yüzde 24,9’unun çalıştığını ortaya koydu. Oğlan çocuklarda bu oran yüzde 35,6’ya yükseldi; kız çocuklarda ise yüzde 13,7 olarak ölçüldü.
Kız çocuklarında “görünmez emek” ve erken evlilik riski
Kız çocuklarının eğitim dışına çıkma nedenleri, toplumsal cinsiyet temelli yükümlülüklerle daha da karmaşık bir hâl aldı. Ev içi görünmez emek yükünün ağırlığı ve erken evliliklere ilişkin sınırlı veri, kızların eğitimden uzaklaşmasının izlenmesini güçleştirdi.
Ortaöğretimde kız çocuklarının düzeltilmiş net okullulaşma oranları incelendiğinde, oranı yüzde 80’in altında kalan il sayısının arttığı görüldü. Bu eşik, birçok ilde kız çocuklarının eğitim dışına çıkma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdi.
MESEM öğrencileri iş güvenliği açıklarıyla karşılaştı
2024–25 eğitim-öğretim yılında 18 yaş ve altındaki 392 bin 887 öğrenci, MESEM programı kapsamında haftanın 4–5 gününü işletmelerde geçirdi. Denetimlerdeki eksiklikler, öğrencileri çocuk işçiliği, ihmal ve istismar riskine açık bıraktı.
Açıköğretime geçişler arttı
Aynı dönemde açıköğretim liselerinde 18 yaş ve altındaki öğrenci sayısı yüzde 14,2 azaldı; buna karşılık örgün eğitim kurumlarından açıköğretime geçenlerin sayısı yüzde 30,3 arttı. Örgün eğitim hakkını kaybettiği için açıköğretime geçen öğrenci sayısı 42 bin 807’ye yükseldi ve önceki yılın yaklaşık iki katına çıktı.
Okulöncesi eğitim geriledi
Zorunlu kapsamda olmayan okulöncesi eğitim, son iki yılda belirgin biçimde geriledi. Öğrenci sayısı bir yılda yüzde 10,9 düşerek 1 milyon 741 bin 314’e geriledi. 3–5 yaş okulöncesi okullaşmanın en düşük olduğu iller şöyle sıralandı:
Şanlıurfa (yüzde 36,9), Mardin (yüzde 37,2), Diyarbakır (yüzde 38,6), Şırnak (yüzde 38,8) ve Kahramanmaraş (yüzde 39,8).
Beslenme eşitsizliği büyüdü
Beslenme verileri, yoksul çocukların temel gıdaya erişimde ciddi zorluklar yaşadığını ortaya koydu. Türkiye’de:
Her 10 çocuktan biri taze meyve/sebze tüketemedi.
Her 4 çocuktan biri düzenli protein alamadı.
Çocukların yüzde 5,5’i yetersiz beslenmeye bağlı bodurluk yaşadı.
Ailesinden alınma riski altındaki çocuk sayısı 7 yılda yüzde 40,3 artarak 171 bin 895’e çıktı. Buna rağmen, MEB okul yemeği programının yalnızca ihtiyaç sahibi öğrencilere sunulacağını açıkladı.
Bu dönemde gıda ve alkolsüz içecek fiyatları yüzde 40,7 arttı; artış özellikle yoksul çocukların beslenme koşullarını ağırlaştırdı.







