DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Türkiye’de cezaevi adım adım gezerek hasta mahpusların tahliyelerinin keyfi olarak engellenmesini gündeme getirme devam ediyor. Gergerlioğlu, son olarak ağır MS hastası KHK’lı Binbaşı Mehmet Gürler’in Adli Tıp raporuna rağmen savcılığın tahliye kararını onaylamadığını belirterek süreci sosyal medya hesabında şöyle anlattı:
“Savcı diyor ki, ‘güvenlik gerekçesiyle Adli Tıp Kurulu’nun raporunu tasdik etmiyorum. Bu kişi yine cezaevinde kalacaktır.’ Savcı, tıbbi bilgisi olan biri değil. Güvenlik diye bir gerekçe uydurmuş. Bakın, şu Adli Tıp raporuna rağmen güvenlik demiş, adamı cezaevinde tutuyor.”
Bu duruma tepki gösteren Gergerlioğlu, “Sayın savcı, sen hekim misin? Allah’tan kork ya! Bu kadar ağır bir hastayı hangi vicdanla cezaevinde tutturmaya devam ediyorsun? Böyle bir rezalet olamaz.” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Türker, ayakta durmakta zorlanan Mehmet Gürler’in ‘toplumun güvenliğini tehdit ettiğini’ iddia ediyor.
“TÜRKİYE’DE HASTA MAHPUSLAR SORUNU DEVAM EDİYOR”
Gergerlioğlu, benzer durumdaki hasta mahpuslara da dikkat çekerek, daha önce infaz erteleme kararı almasına rağmen cezaevinden çıkamayan Mehmet Edip Taşar örneğini hatırlattı.
“Türkiye’de değişen bir şey yok. Hasta mahpuslara yönelik uygulamalar devam ediyor” diyen Gergerlioğlu, yetkililere çağrıda bulundu.
GÜRLER: “SAĞ MI, ÖLÜ MÜ ÇIKACAĞIZ BELLİ DEĞİL”
KaranlıktakiAydınlık’ten Sevinç Özarslan’ın haberine göre, Bayram görüşünde eşi Ayşen Gürler’e “Buradan sağ mı çıkacağız, ölü mü belli değil” diyen KHK’lı binbaşı Mehmet Gürler’in dokuz yıllık cezaevi sürecine de değinen Gergerlioğlu açıklamalarında şunları söyledi:
“Mehmet Gürler, İstanbul Metris R Tipi Cezaevinde kalan ağır MS hastası. 15 Temmuz darbe girişimi davalarında aslında kendisinin darbe ile ilgili hiçbir fiili olmamasına ve Yalova’daki kamptan kalkan beşinci otobüsü durduran bir komutan olmasına rağmen ‘Sen darbecisin’ diyerek damgalanan, tutuklanan, ağır bir şekilde ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılan ve bu arada yaşadığı kötü muamelelerden dolayı MS hastalığına tutulan bir kişi.
“18 SAAT KELEPÇELİ SEVK: TAM BİR İŞKENCE”
MS hastalığı son derece ciddi bir hastalık ve cezaevi şartlarında yeterli bir şekilde takip edilemedi, yeterli tedavi alamadı ve gittikçe kötüleşti. Gürler Kocaeli T Tipi Cezaevindeydi. Ardından kovid oldu. Hastaneye yattı. MS’i daha da kötüleşti. Eşinin bile başında durmasına bile uzun bir süre müsaade etmediler. En sonunda zor bela başında biraz durabildi. Ardından öylesine ağır bir hastaya infaz erteleme vermediler. R tipi cezaevinde kalsın dediler. Bakın ne kadar zalimce işler bunlar.
Kocaeli T Tipi Cezaevine en yakın R tipi İstanbul’dayken, adamı alıp ta Elazığ R Tipi’ne gönderdiler. 18 saat eli kelepçeli, perişan bir şekilde, ağır hasta, bütün vücudu uyuşuk bir insanı Elazığ R Tipi Cezaevine gönderdiler. Orada da perişanlık yaşadı ve en sonunda tekrar İstanbul Adli Tıp Kurumu’na yine bir 18 saatlik yolculukla gönderildi. Tam bir işkence arkadaşlar. Tam bir işkence.
“HASTALIK BEYİN SAPINA KADAR YAYILDI”
Uzun uzun başvuruyu okudum. Tam bir işkence yaşamış. İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan muayeneden sonra yine infaz erteleme verilmiyor. Ardından bu sefer İstanbul Metris R Tipi Cezaevinde kalsın deniliyor. Hasta 2022’den itibaren daha da kötüleşiyor. Çünkü MS ilerleyen bir hastalık ve en son tomografilerde hastalığın beyin sapına bulaştığı görülüyor. Denge ve konuşma bozuklukları olmuş durumda. Hasta perişan durumda. Adli Tıp Kurumu en sonunda infaz erteleme verelim diyor. Bu adamın artık cezaevinde kalabilecek bir hali yoktur.
“GEREKÇESİZ RET, KEYFİ KARAR”
Bakın, birkaç gün önce cezaevinde vefat eden Mehmet Edip Taşar da aynı şekildeydi. İnfaz erteleme aldığı halde çıkamadı cezaevinden. Şimdi bu hasta için de durum aynı. Türkiye’de değişen bir şey yok arkadaşlar. Barış süreci diyorlar. Hasta mahpuslara yapmadıklarını bırakmıyorlar. Kendinize de böyle işlerin yapılabileceğini düşünün. Böyle bir ülke olabilir mi? Böyle bir rezalet olabilir mi? Nerede yaşıyoruz? Size soruyorum.
DEMOKRASI DEĞİL, JURİSTOKRASİDİR SUÇ BELGELERİ ELİMDE
Adli Tıp’ın infaz erteleme talebinin reddine dair bir gerekçe de yok. Savcı kafamdan reddediyorum kardeşim. Böylesine bir juristokrasideyiz. Yargıçlar, savcılar kendi kafalarına göre kararlar veriyor. Hekim dinlemiyor, hukuk dinlemiyor. Her şey ayaklar altına alınmış. Alın, tüm belgeler elimde arkadaşlar. Adli Tıp Kurumu’nun, savcının kararları hepsi elimde. Bütün bunlar suç, suç belgeleri.
“BU ADAM TEMEL İHTİYAÇLARINI BİLE KARŞILAYAMIYOR”
Yarın öbür gün bu iktidar geçsin, bu işleri yapan insanlar yargılanacak. Öyle bir şey olamaz. Siz kendi kafanıza göre hasta ölecek, perişan, felç durumdaki bir kişiyi cezaevinde nasıl tutarsınız? Adam yani oturarak büyük abdestini bile yapamıyor. Bu kadar zor durumda olan bir insanı siz cezaevinde tutmaya çalışıyorsunuz. Ki bu adamın yani darbeyle bir alakası da yok.”
NE OLMUŞTU?
1977 Uşak doğumlu olan Mehmet Gürler, 1999 yılında Hava Harp Okulu’ndan mezun oldu. Yüksek lisansını Belçika’da uluslararası ilişkiler alanında yapan Gürler, 2015’te Hava Harp Okulu Birinci Öğrenci Filo Komutanı olarak atandı. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Yalova Hava Meydan Komutanlığı’nda görev yapan Gürler, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs ettiği iddiasıyla tutuklandı.
“ÖĞRENCİLERİME MORAL VERİYORDUM”
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Gürler, mahkemedeki savunmasında şunları söylemişti:
“Burada özellikle dikkatinizi çekmek istediğim şudur: Saat 23:00 ila 23:30 arası, ben kapri şort ve tişört ile öğrenci seçme uçuşu bölgesinde, öğrenci alay çadırlarından 2,5-3 kilometre uzaklıkta aday öğrenciliği bırakmak isteyen öğrencilerle bire bir görüşme yapıyorum, mülakat yapıyorum, onlara moral motivasyon sağlamaya çalışıyorum, bu menfur darbe girişimini bilen, bu darbe girişiminden haberi olan bir kişinin bu saate kadar kendi odasında, kapri şort ve tişörtlü bir şekilde öğrencilere moral motivasyon aşılamaya çalışmasını neyle açıklanabileceği sizlerin takdirlerine arz ediyorum. Saat 01.00 ile 01.30 civarında öğrencilerin güvenlik nedeniyle Hava Harp Okulu’na gittiklerini düşündüğüm için bir kısmını otobüslere bindirdim ancak çıkış emrini iptal ettim, hatta çıkışı yasakladım, hiç kimse Yalova Meydan Komutanlığı’nın sınırlarını terk etmeyecek şekilde yasakladım.”







