Rahat bir emeklilik mi, yoksa ayın sonunu zor getirmek mi? Almanya’da bir süredir emekliliğe dair hararetli bir tartışma yürütülüyor. Siyasiler farklı çözüm önerilerinde ısrar ediyor. Ancak bu tartışmalar sadece Almanya’ya mahsus değil. Pek çok Avrupa ülkesinde aynı şekilde gündemde olan bu tartışmaların temelinde ise şu sorular var: Gelecek kuşakların üzerindeki yük ne kadar olabilir ve bugünkü emeklilere hangi sözler hâlâ gönül rahatlığıyla verilebilir?
Avrupa Birliği (AB), göçün istikrarlı seyretmesi halinde, üye ülkelerin bugünkü 451 milyonluk toplam nüfusunun 2070’e kadar 432 milyona düşeceğini öngörüyor. Aynı zamanda yaşlı nüfusun payı hızla artıyor. Avrupa’nın birçok ülkesinde halkın yaklaşık dörtte biri bugün 65 yaşın üzerinde. Çalışabilir nüfus azalırken daha küçük bir çalışan grubu giderek büyüyen bir emekli kitlesini finanse etmek zorunda kalıyor.
Emeklilik bir rekabet unsuru hâline geliyor
Sosyal sistemin yüksek maliyetleri rekabet gücünü doğrudan etkilediği için şirketler açısından emeklilik sistemi ve primlerin miktarı giderek daha önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Diğer yandan güçlü bir sağlık sistemi ve güvenli bir emeklilik yapısı, nitelikli çalışanlar için Avrupa’yı başka bölgelerden cazip kılıyor.
Kesin olan şu: Çalışanların primlerinin doğrudan emeklilere aktarıldığı klasik dağıtım modeli sınırlarına dayanmış durumda. Almanya dahil birçok AB ülkesinde bugün bir emekliyi iki çalışan finanse edebiliyor. Bu oran gelecekte daha da kötüleşecek.
Devlet bütçesi tampon görevi görüyor
Mevcut emeklilerin maaşlarını karşılamak için hükümetler ortaya çıkan açıkları vergi gelirleriyle kapatmak zorunda kalıyor. Almanya’da bu yıl emeklilik sistemine yapılan devlet katkısı 100 milyar euroyu aştı; 2040’a kadar 150 milyar euroyu geçmesi bekleniyor. Bu da gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 6-7’sine denk düşüyor ve devletin diğer alanlardaki hareket kabiliyetini ciddi biçimde daraltıyor.
İtalya, GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 16’sını emeklilik sistemine ayırarak bu alanda Avrupa’da başı çekiyor.
İspanya ise özellikle düşük doğurganlık oranı nedeniyle, önümüzdeki yıllarda finansman açığının en hızlı büyüyeceği ülke olarak gösteriliyor. Bu gidişle İtalya’yı geçip Avrupa’nın “en pahalı” emeklilik sistemine dönüşebilir.
Öte yandan yüksek devlet katkısı her ülkede sorun olarak görülmüyor. Avusturya’da bu yük şimdilik siyasi olarak kabul edilebilir görülüyor ve ülke yüksek emeklilik düzeyiyle övünüyor.
İsveç ve Baltık ülkeleri ise farklı bir yol seçti. Bu ülkelerde “ne kadar prim ödenirse, o kadar emekli maaşı” ilkesi uygulanıyor.
Emeklilik yaşı 70’e mi çıkacak?
Avrupa’da emeklilik yapıları oldukça karmaşık. Birçok ülkede dağıtım, sermaye birikimi ve asgari güvence modelleri iç içe geçmiş durumda. Dokuz AB ülkesi emeklilik yaşını yaşam beklentisine bağlıyor; Danimarka, Hollanda, Estonya ve Slovakya bu ülkeler arasında bulunuyor.
Portekiz’de 2014’ten beri yaşam beklentisi her bir yıl arttığında çalışma süresi yaklaşık sekiz ay uzuyor. Böylece emeklilik yaşı 66 yıl 7 aya çıktı. Covid-19 pandemisi döneminde yaşam beklentisi düştüğü için emeklilik yaşı da geçici olarak düşmüştü.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) verilerine göre, bu tür otomatik modeller, uzun vadede birçok ülkede emeklilik yaşını 70’in üzerine taşıyabilir.
Otomatik ayarlamanın olmadığı ülkelerde emeklilik yaşının yükseltilmesinin ne kadar zorlu olduğu Fransa örneğinde yeniden görüldü: Hükümet, siyasi partiler ve sendikalardan gelen tepkiler üzerine emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkarma planını bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine kadar askıya aldı.
İsviçre de “sihirli 65 yaş” sınırını aşmakta zorlanıyor. Halk, 2017’de yapılan referandumda emeklilik yaşının 66’ya çıkarılmasını reddetmişti.
Hollanda ve Danimarka örneği
Hollanda ve Danimarka’daki emeklilik modelleri ise çalışan ve işveren primlerinin mevcut emeklilere ödenen maaşları karşıladığı paydaş finansmanlı emeklilik sistemine alternatif olarak gösteriliyor. Her iki ülke de, ülkede ikamet eden herkese devlet tarafından temel bir emekli maaşı ödeniyor. Bu emeklilik sistemi primlerle değil vergilerle finanse ediliyor. Hiçbir meslek grubu sistemin dışında tutulmadığı için de sisteme katkı sağlayanların sayısı düşmüyor.
Örneğin Almanya’da serbest meslek sahipleri ve memurlar devletin emeklilik fonuna katkı sağlamak zorunda değil. Amerikan CFA Enstitüsü, yıllık emeklilik endeksinde Hollanda ve Danimarka’yı en sürdürülebilir finansmana sahip AB ülkeleri olarak gösteriyor.
Doğu Avrupa: Başarısız bir deney
Demir Perde’nin dağılmasının ardından birçok Orta ve Doğu Avrupa ülkesi dağıtım modeline alternatif aradı. Polonya ve Macaristan 1990’lar ve 2000’lerde zorunlu birikimli sistemler kurdu; primlerin bir kısmı özel fonlara yönlendirildi. Ancak finans krizi ve siyasi tansiyon dönemlerinde bu reformlar büyük ölçüde geri alındı; biriken fonlar yasayla devlet sistemine aktarıldı, kimi zaman kamu maliyesini dengelemek veya borç göstergesini düşürmek için kullanıldı.
Polonya, bu sistemin küçük bir kısmını korudu; hâlâ sosyal katkıların yaklaşık yüzde 3’ü özel fonlara gidiyor. Yine de bölgenin deneyimi, büyük birikim fonlarının kriz dönemlerinde siyasi müdahaleye ne kadar açık olduğunu gösteriyor.
Yoksulluk riski artıyor
Tüm reformların ortak hedefi, emeklilik sisteminin gelecekte de finanse edilebilir kalmasını sağlamak. Ancak hangi yol seçilirse seçilsin, genel beklenti aynı: Daha uzun çalışılmadığı veya özel tasarruf yapılmadığı sürece gelecekteki emekli maaşları ücretlere kıyasla düşecek.
OECD, Avrupa’da ortalama kazanca sahip bir çalışan için net ikame oranını yaklaşık yüzde 61 olarak veriyor. Yani kişi emeklilikte çalışma dönemine kıyasla üçte birden fazla gelir kaybediyor. Farklar ise büyük: Estonya, Litvanya ve İrlanda yüzde 40’ın altına inerken; Hollanda, Portekiz ve Türkiye yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Almanya, Fransa ve İsveç ise orta seviyelerde bulunuyor.
Yaşam standardını belirleyen yalnızca emeklilik geliri de değil; bireysel birikimler ve konut sahipliği de önemli rol oynuyor. Bazı ülkelerde düşük emekli maaşı ancak bu ek birikimlerle dengelenebiliyor.
KAYNAK: DEUTSCHE WELLE TÜRKÇE







