Almanya’nın kuzeybatısında bulunan işçi kenti Gelsenkirchen’de 27-28 Aralık tarihlerinde düzenlendiği tahmin edilen büyük soygunla ilgili soruşturma derinleşiyor.
Yüksek miktarda nakit para ve altının bulunduğu emanet kasaların boşaltılmasıyla ilgili soruşturma kapsamında polis Salı günü bankaya baskın düzenledi. Yaklaşık 3 bin 250 emanet kasanın neredeyse tamamının açıldığı ve soyulduğu olayla ilgili bankada arama yapıldığı bildirildi.
Gelsenkirchen Emniyet Müdürlüğü, baskında önceliğin mağdur müşterilere ait verilerin güvence altına alınması, hangi personelin emanet kasaların bulunduğu bölgeye erişimi olduğunun saptanması ve kanıt toplanması olduğunu belirtti. Şu aşamada banka veya çalışanlar hakkında somut bir şüphe bulunmadığı da kaydedildi.
Gelsenkirchen’in Buer semtindeki “Sparkasse” banka şubesinin soyulduğu, 24-26 Aralık Noel Bayramı tatiliyle oluşan uzun hafta sonunun ardından ilk iş günü olan 29 Aralık 2025 Pazartesi günü ortaya çıkmıştı. Emanet kasaların bulunduğu bölümdeki kalın duvarın bitişikteki otoparktan devasa delicilerle parçalanması yoluyla bankaya girildiği saptandı. Soruşturmayı kentin emniyet müdürlüğü bünyesinde kurulan “Matkap” (Bohrer) adlı özel ekip yürütüyor.
Mağdur avukatından bankaya suçlama
Yaklaşık 50 soygun mağdurunu temsil eden ceza hukuku uzmanı Avukat Burkhard Benecken, bankayı müşterilerini yeterince bilgilendirmemekle suçluyor. Birçok müşterinin emanet kasalardaki sigorta güvencesinin üst limitinin 10 bin 300 euro olduğunu bilmediğini, bunu ancak soygun sonrası öğrendiğini belirten Benecken, müvekkillerinin soygundan beri adeta şok içinde olduklarını anlattı.
Avukat Benecken, hukuki tecrübesi olmayan müşterilerin bu konuda özellikle uyarılması gerektiğini belirterek bu durumun açılacak tazminat davalarına temel teşkil edebileceğini vurguladı.
Banka yönetimi ise emanet kasalara konulan değerli eşyalarda sigorta üst limitinin 10 bin 300 euro olduğu bilgisinin sözleşmelerde açıkça yer aldığını kaydederek kendini savunuyor.
Kasalarda neden 400 bin euro gibi yüksek miktarda nakit para vardı?
Avukat Benecken, müvekkillerinin kasalarında ortalama 100 bin euro değerinde varlık olduğunu, bazılarında ise 300 ile 400 bin euro arasında nakit para bulunduğunu söyledi. Kasalardaki paranın “kara veya kayıt dışı para” olduğu yönündeki iddiaları ve spekülasyonları reddeden avukat, birçok müşterinin elinde parasını kasaya koyarken çekilmiş video kayıtları gibi somut kanıtlar bulunduğunu da aktardı.
Almanya’nın 260 bin nüfuslu kentinde çoğu 1960 ve 1970’li yıllarda Zonguldak, Bartın, Çaycuma, Devrek ve çevre ilçelerden gelmiş 20 binden fazla Türk göçmen yaşıyor.
Kentin en faal derneklerinden Avrupa Zonguldaklılar Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Başkanı Mehmet Karakulak, DW Türkçe’ye banka soygunundan bu yana kendilerine çok sayıda telefon ve yardım talebi geldiğini söyledi. Karakulak, arayanların emanet kasalarda altından ziyade, yüksek miktarda nakit para bulundurduğunu beyan ettiğini aktardı.
Son günlerde mağdurlarla yapılan görüşmeler ve kentteki bilgilendirme toplantıları sonucunda, soyulan kasaların yüzde 80-85’inin Türkiye kökenlilere ait olduğunun tahmin edildiğini belirten Karakulak, bazı mağdurların kendi beyanına göre 400 bin euroya kadar birikimini soyulan emanet kasalarda sakladığını ilettiğini anlattı.
Karakulak, bunun başlıca nedeninin mal veya tasarruf varlığı olup da bunu Almanya’da devlete beyan etmeyerek sosyal yardım alınması olduğunu belirterek şunları söyledi: “Parasını normal bir tasarruf veya faiz hesabına yatırmış olsaydı, Almanya’da bankadaki mevduatın tamamı yüzde yüz sigorta kapsamında olacağından kaybının tamamını geri alabilirdi.”
Matkapla açılan delik ve milyonluk zarar
Soyguncuların önce bankanın arşiv bölümüne devasa bir delik açarak şubeye girdikleri, oradan emanet kasaların bulunduğu birime geçerek soydukları ortaya çıkmıştı. Yangın alarmının çalmasıyla fark edilen soygunun birkaç güne yayılarak yapılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Şimdiye kadar tahmini zararın, emanet kasalar için öngörülen sigorta tutarı model alınarak hesaplandığında 30 milyon euro civarında olduğu kaydedilse de günlerdir banka önünde bilgi almaya çalışan, aralarında çok sayıda Türkiye kökenlinin de olduğu müşteriler kayıplarının çok daha yüksek olduğunu beyan ediyor.
Yerel medyaya konuşan pek çok Türk müşteri tasarruflarından düğün takılarına değerli eşyaları bankaya emanet ettiklerini söylüyor. Bu nedenle çalınan eşyaların toplam değerinin tahminlerin çok üzerinde olduğu düşünülüyor.
Soruşturmada son durum ne?
Gelsenkirchen polisi, hafta sonunda güvenlik kameralarına yansıyan bir dizi görüntü yayınladı. Görüntülerin faillerin bankaya girmek için kullandığı bitişikteki otoparktan elde edildiği belirtildi. 29 Aralık tarihli kayıtlarda yüzleri maskeli üç erkek ve iki araç görülüyor. Polis her iki aracın da sahte plakalı olduğunu, Audi marka aracın Hannover, Mercedes’in ise Beckum plakalı olduğunun saptandığını açıkladı.
Görüntülerin yayınlanmasından bir gün sonra ise faillere ait olduğu düşünülen sahte plakalar Dortmund Garı yakınlarında bir yerde bulundu. Polis, yayınlanan görüntüler ve bulunan plakalar üzerinden halktan gelecek yeni ipuçlarını bekliyor.
Gelsenkirchen’ın Türkiye kökenliler açısından önemi
Gelsenkirchen, günümüzde yüksek borç yükü, fakirlik ve işsizlik oranlarıyla anılsa da 1990’lı yıllara kadar Avrupa’nın en önemli maden ve ağır sanayi merkezlerinden biriydi. Kentte ve çevre illerde maden ocaklarının yanı sıra çok sayıda haddehane ve dökümhane bulunuyordu ve Gelsenkirchen böylece Almanya’nın sanayi gücünde belirleyici bir rol oynuyordu.
1960’lı yıllardan itibaren Batı Karadeniz’den yoğun göç alan 260 bin nüfuslu kentte bugün 20 binin üzerinde Türkiye kökenli yaşadığı tahmin ediliyor. İşsizliğin Almanya ortalamasının iki katı olan yüzde 14-15 seviyelerinde seyrettiği kentte, çocuk yoksulluğu oranı da yüzde 37 gibi çarpıcı bir seviyede.
Ağır sanayinin gerilemeye başladığı 90’lı yıllardan bu yana giderek yoksullaşan kent, onlarca yıl “işçi dostu” Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) kalesi konumundaydı. Ancak son yıllarda Sosyal Demokratlar burada ciddi kan kaybederken geçtiğimiz Eylül ayında yapılan yerel seçimlerde aşırı sağcı, İslam ve göç karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin adayının belediye başkanlığını kazanma ihtimali bile gündeme geldi. Ancak ikinci tura kalan seçimlerde tüm demokratik partiler AfD adayına karşı SPD’li adayı destekleyince aşırı sağcı bir belediye başkanının göreve gelmesi engellendi.
Öte yandan geçen ay yapılan belediye meclisi oturumunda ise sürpriz bir gelişme yaşandı ve AfD’li aday gizli yapılan oylamada kendi delege sayısından da fazla oy alarak Gelsenkirchen Belediye Başkan Vekili seçildi.







