• Turkhane Logo

Mağduriyetin üstesinden gelmek

17:50 30 March 2026 Monday
Mağduriyetin üstesinden gelmek





Analiz / İsmail S. Gülümser







Bir ülkenin en ağır imtihanı, ekonomik kriz-dış tehdit değildir; asıl sınav, adaletin zedelendiği, vicdanın susturulduğu dönemlerde verilir.



Türkiye’de ileride iktidarına ortak olması muhtemel herkesi düşman olarak gören bir anlayış yaklaşık 25 yıldır yönetimi gasp etmiş durumda. Satın alınmaya müsait devlet kadrolarını da arkasına alarak dayanışma içindeki toplum kesimlerini eritip yok etmeye yönelik aşamalı planlar yürütüyor. Hukuksuz yöntemlerle bazılarını köşeye sıkıştırıp anlaşmaya zorlarken birçok kirli işini yeni ortakları üzerinden hayata geçiriyor.



Mağduriyetten kurtarma vaadiyle kandırıyor



Toplumu sürekli düşman kamplara bölerek yol alıyor. Geçmişten beri yaşanan mağduriyeti kullanarak inananları ceberut devlet anlayışına karşı birleşmeye çağırdı. Devleti tekeline almış kişilerle mücadele deyip kandırdığı toplum kesimlerinin dışlanmışlıkla birikmiş enerjisini şahsi çıkarı için kullandı.



Sonrasında ise, baskıdan kurtulan mazbut kesimlerinin ürettiği her hizmeti, ileride kendine tehdit olarak gördü. Onların halkla buluşma yollarını tıkamak için, bu kez kendini ülkenin sahibi sanan çevrelerle iş birliği yaptı. Engelleri aşarak ilerleme fırsatı bulanlara öfke duyan Perinçek ekibi gibilerin kin ve nefretini muhalefet ihtimali olan mazbut grupların tasfiyesinde kullandı. İktidarını sürekli kılma uğruna yüzbinlerce masum hapsedildi, zulme uğradı, roller değişti ama acımasızlık artarak devam etti.



Mehmet Efe Çaman Hoca, güç uğruna verilen mücadelenin son on yılı aşkın süreden beri doğurduğu acı ve ızdıraplarla oluşan travmayı kaleme almış. Hukuksuzluk, hak gaspı, insanca yaşamanın engellenmesiyle ortaya çıkan dramları çarpıcı bir dille anlatmış. On binlerin, yalnızca inancı nedeniyle maruz kaldığı ve giderek artan insanlık dışı uygulamaların oluşturduğu; hastalık, ölüm, gözyaşlarını aktarmış.



Çaldıkları servetle topluma savaş açtılar



Toplumdan çalınarak elde edilen servetle saltanat kurmaya çalışan bir yapı, buna karşı çıkan herkese adeta savaş açtı. Kendimizi ülkede yaşayan ve hırsızlıkla kurulan düzeni kabullenmeyen yürekliler yerine koyalım. Onlar, halkın parasıyla, saraylar, yatlar, katlar, servetler yığma çabası içinde olanların teklifini ellerinin tersiyle itti. Herkesin güç karşısında boyun büktüğü bir dönemde, toplumun yaşayacağı mağduriyeti düşünerek bunu durdurmak için cesaretle hayatlarını ortaya koydular.



Karşı duruşlarıyla, kurulan mafyatik yapıyı ifşa etti, yasadışı işleri halka ve tüm dünyaya duyurdular. Suçluların teklifini reddettikleri için bir cani gibi kovalandı, köşe bucak saklanmak zorunda kaldılar. Alkışlanması gereken tavırları nedeniyle, devlet içinde yuvalanmış odaklarca hedefe kondu ve zulme uğradılar. Gece uykularını kaçıran, gündüz topluma çıkmalarını zorlaştıran her türlü yalnızlığa katlandılar.



Hiçbir umut ışığı görmedikleri tüm yolların kapatıldığı şartlarda bile direnerek inandıkları değerlere bağlı kaldılar. Buna karşılık kişisel hırslarını gerçekleştirmekten başka hedefi olmayan yönetim, yüzbinlerce insanın mağduriyeti üzerine saltanat hayali kurdu. Kendi organize ettiği 15 Temmuz’u bahane ederek masum insanları suçladı müebbete varan hapis cezaları verdiler. Delil olmaksızın yıllarca içerde tutulanların eğitim ve hayatta tutunma fırsatlarını elinden aldılar.



Açlık sopasıyla hizaya sokmaya çalıştılar



10 yıl önce toplumun bir kesimi için hayat adeta durdu. En küçük bir çabaları engellendi, açtıkları ticari işletmeler kapatıldı. Kendileri hırsızlıktan kazandıklarıyla servete servet katarken yüzbinlerce insanının hayata hazırlaması yasaklandı. Büyük hayallerle yola çıkan önlerine konmuş yüzlerce engeli aşarak bir yere gelmeye çalışan idealist insanların önündeki açık kapılar kapandı. Yaşam hakkıyla tehdit edilenler, yurt dışına çıkarken kimi yollara kimi hastalığa yenildi. Birikimini bırakıp kaçanların çoğu işe sıfırdan başladı.



Çevresine “Kimseye acımayacaksınız, eğer acırsanız acınacak hale düşersiniz” düşüncesini telkin eden bu anlayış, partililer dahil kandırabildiği geniş kitlelerden insanı duygularını çıkarıp atmasını istedi. Daha fazla kazanç hırsılarına karşı çıkan herkesi yaşam hakkıyla tehdit ettiler. Yıllar sürekli akıp giderken, birileri rahatça çalsın diye bazılarının hayatı karartıldı. Onların zevk ve sefası için, başarıyla hizmet etmiş ve ülkeyi AB normuyla buluşturmuşlar hapiste, göç yolunda, yeni yerinde hayata tutunmaya çalıştı.



Toplumla bağları koparılanların hayatındaki değişim, onların tüm sosyal münasebetlerini derinden etkiledi, bir kısmının aile düzeni bozuldu. Yıllardır süren karalama kampanyasıyla güvene dayalı ilişki ağları tahrip edildi. Dostluk bağları yıkıldı, sevgi ve saygı anlayışı sarsıldı, zalimin karalamasından etkilenenler birbirine kuşkuyla bakar hale geldi. Üretilen yalanlarla rejimin oluşturduğu havaya kendini kaptıranlar, keyfi davranışla aynı değirmene su taşıyınca çok yakın insanların bile birbiriyle bağı koptu. Tereddüde düşenler, geçmişte yaşadığı en küçük bir kusuru bile büyütüp masumları suçlama kervanına katıldı.   



İnsanları değer yargılarını terke zorladılar



Kiminden zulümde kurtarma vaadiyle avutup eski dostlarına iftira atmasını istediler. Birçok olumlu hizmet mutabakatını karaladı, insanları yaptıkları en faydalı eylemleriyle suçladılar. Kişiliğe saldırdı, toplum yararına yaptığı işlerden dolayı masumları hapsettiler. Buruşturup attıkları insanların mal ve imkanlarını elinden aldı ve kendinde güç vehmeden partililere ve yakınlarına dağıttılar.



Kişiliği oturmuş saygın toplum bireyleri olumlu davranışlarıyla suçlandı. İnsana değer kazandıran ne kadar güzellik varsa, hepsini büyük bir kusur ve kabahatmiş gibi sunanların kirli oyunu bazen toplumsal baskıya dönüştü. Bireyleri, hayatı boyunca savunduğu insani prensipleri sorgulayıp dayatılana uymaya zorladılar. Baskıyla dirençlerini kırıp olumlu tercihlerini değiştirmeye alışkanlıklarını terke mecbur ettiler.  



Bir engeli aştık derken önlerine çıkan ikinci bir barikatla karşılaşanlar çok zorlu sabır ve metanet sınavından geçti. Önem verdiği şeyler yüzünden başına gelenlere dayanamayan telaşa kapılanlar, bunu çabuk atlatma yolu aradı.   Bireylerin birbiriyle olan bağını yıkmak için dört koldan eziyet uyguladı saptırmaya çalıştılar.



En temel hakları gasp etti hapiste çürüttüler



Anayasal hakları elinden alınan, çalışması engellenen, en masum faaliyeti nedeniyle suçlanıp yıllarca hapiste çürütülen insanlar dışlandı ve bunu hak ettikleri zannı yayıldı. Belki bireysel saldırılara mukavemet kolaydı ancak topyekûn bir toplum grubunun dayanışma yollarını kapatan hücumlar sabır sınırlarını zorladı. Yaşanan acılara sürekli yenileri eklenince mağduriyetler katlandı. Artarak devam eden baskı ve zulümle tüm direniş yolu tıkananlar ülkeden kaçarak kendini kurtarmak zorunda kaldı.    



Hep iyilik gördükleri insanlar hakkındaki kanaati değiştirmek için sürdürülen kirli kampanya kısa dönemde olmasa da uzun vadede düşünce kodlarını etkiledi. Sosyal dokuyu bozmak için yapılan saldırılardan arkadaşlık ve dostluk ilişkileri büyük yara aldı, bazı yuvaları yıktı, çocukları sahipsiz ortada bıraktı, dost ve akrabalık ilişkilerini bozdu…



Kimlik ve kişilik bunalımına itilen yığınlardan değerlere bağlılığını sürdürenler sistem dışına itilirken, bütün güzel huy ve karakterlerini bir kenara bırakanlar makbul vatandaş gibi sunuldu. Yıldız misal insanlardan sahip olduğu hasletleri koruyanlar, düşman ilan edilirken, ondan vazgeçip her türlü kötülüğe açık hale gelenlere kırmızı halı serildi. Bir kısım insanlar, oyunu fark edemedi ve kendini korumak isterken başkalaşacağını gözden kaçırdı.



Ahlaki zaafların önünü açıp meşrulaşmayı düşündüler



Neyin yanlış neyin doğru olduğunu hukuki ve ahlaki kurallar değil para zaafı olan kusurunu sıradanlaştırmak isteyen bir siyasinin tercihleri belirledi. Her şeyinizi teslim edeceğiniz insanlar başkalaştı, şeytani hislerin esiri haline geldi. Toplumun güven duyduğu insanların karakteri değişti, kendilerine emanet edilen kişisel ya da topluma ait varlıkları bölüşmek için yarış başladı. Hırsızlık adi bir vakaya dönüşürken dindarlığıyla bilinen bir iktidarın bakanının milyonlara ulaşmış serveti ve kirli ilişkileri gündeme bomba gibi düştü.



Ahlaki zaaflarının önü açılan partililerin bir kısmı, dürüstlüğü bırakıp dere akarken haram parayla testisini doldurmaya koştu.  Dışardan bakanları derinden endişeye sevk eden kokuşmuşluk, tavandan tabana kadar çok geniş bir kesime yayıldı. Kitlesel hale gelen büyük günahlarla yaptığının kabahat olmaktan çıktığını sanan bazı zavallılar, birbiriyle servet yarışına girdiği için toplum bir ekmeğe muhtaç hale geldi.



Bütün bu mağduriyetlere muhatap olan gönüllülerin çoğu ise, yaşadığı travmaya dayandı ve hayatta kalma yolunu bulup kendini geliştirdi. Sürece rağmen tahribattan korunmanın çarelerini ararken cılız imkanlarla birbirine olan desteğini artırdı. Yaşanan sıkıntıyı aşmak için daha sıkı dayanışma ağları kurdu, elindeki imkân nispetinde yaptığı yardımlarla zorda kalanların imdadına yetişti.



Unutulmamalıdır ki; en ağır şartlarda bile insanı ayakta tutan şey, sahip olduğu değerlerdir. O değerler korunduğu sürece, umut her zaman yeşerecek bir yol bulur. Eğer toplum, yaşanan acılardan ders çıkarır ve ortak değerler etrafında yeniden buluşabilirse, bu karanlık dönem için bir kırılma noktası olabilir.



Son güncelleme: 17:50 30.03.2026
SIRADAKİ HABER
Sayfa Başı