• Turkhane Logo

6 Şubat’ı bir mülksüzleştirmeye dönüştürmek

23:00 03 February 2026 Tuesday
6 Şubat’ı bir mülksüzleştirmeye dönüştürmek





Analiz / Mehmet Karaman







Depremin üzerinden geçen üç koca yılın ardından artık şüpheye yer yok: 6 Şubat sabahı çöken sadece binalar değildi. Naomi Klein’ın yıllar önce “Felaket Kapitalizmi” olarak teşhis ettiği o devasa mülksüzleştirme makinesi, Türkiye’nin enkazı üzerinde bugün tüm dişlileriyle çalışıyor. Eskiden akademik bir tartışma gibi duran Chicago Okulu doktrini, bugün Hatay’ın tozlu sokaklarında, elinde tapusuyla evinin yıkılışını izleyen amcanın yüzündeki o çıplak gerçeklikte vücut buluyor. 



Milton Friedman’ın “saf piyasa” hayali, aslında bir laboratuvar titizliğiyle kurgulanmıştı. Klein, Friedman’ın teorileri ile CIA’in 1950’lerde finanse ettiği Dr. Ewen Cameron’ın “psikolojik sıfırlama” deneyleri arasındaki korkunç paralelliği deşifre eder. Dr. Cameron, deneklerine yoğun elektroşok ve ilaçlar vererek onların hafızalarını siliyor, kişiliği yok edip “boş bir levha” (tabula rasa) yaratıyordu. Amacı, hafızası silinmiş bir zihne “yeni bir kişilik” enjekte etmekti. 



Friedman’ın ekonomi teorisi, Cameron’ın elektro şok cihazının toplumsal ölçekteki karşılığıdır. Friedman’a göre bir toplumun direnç mekanizmalarını yok etmenin tek yolu, devasa bir şok anını (deprem, darbe, kriz) beklemektir. Şok anında sersemleyen toplum, hafızasını ve aidiyetini yitirir; işte o an “ekonomik cerrahlar” odaya girer ve mülkiyeti yeniden tasarlar. 



Tarihin kanlı laboratuvarlarında bu süreç hep aynı işledi. 1973’te Şili’de Pinochet’nin işkencehanelerinde kullanılan elektrikli coplar, sadece bilgi almak için değil, halkın direnç kaslarını kalıcı olarak felç etmek için oradaydı. Klein, Şili’de işkenceye maruz kalanların yaşadığı o “zaman ve mekan algısının yitimi” ile toplumun ekonomik yağma karşısındaki çaresizliği arasında doğrudan bir bağ kurar. 



Duyusal Yoksunluk ve Dijital Elektroşok: CIA’in deneklerini dış dünyadan koparmak için kullandığı “duyusal yoksunluk” teknikleri, depremin ilk 72 saatinde bant daraltma ve sosyal medya kısıtlamalarıyla uygulandı. Halk enkaz altındaki canının derdindeyken haber akışının kesilmesi, toplumu körleştirerek onu mutlak bir belirsizliğe ve otoriteye teslimiyete itti. Bu, toplumsal zihne verilen ilk “şok” seansıydı. 



Rezerv Alan: Hafızanın Silinmesi Dr. Cameron’ın hastalarının hafızasını silmesi gibi, “Rezerv Alan” ilanları da şehirlerin mülkiyet hafızasını silmektedir. Binlerce yıllık Hatay kültürünün, mahalle dokusunun bir gecede “inşaat parseli” olarak yeniden tanımlanması, o kadim geçmişin üzerine beton dökerek hafızayı yok etmektir. Tapuların iptali, Chicago Okulu’nun Türkiye’ye uyguladığı “mülkiyet elektroşoku”dur. 



Zulüm ve “Kusursuz Denek” Yaratma Şili’deki stadyumların veya CIA hücrelerinin yerini bugün mahallesini savunan depremzedenin karşısına dikilen jandarma kalkanları aldı. Evini ve toprağını vermemek için direnenlere uygulanan şiddet, Klein’ın tarif ettiği o “ibretlik zulüm”dür.



Amaç sadece o kişiyi susturmak değil, tüm topluma “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, boşuna direnmeyin” mesajını vermektir. 



Diktatörlerin Mirası: Borçlu ve Rehin Bir Gelecek 



Suharto ve Pinochet gibi figürler giderken arkalarında sadece boş bir kasa bırakmadılar; toplumun nefes almasını imkansız kılan bir “mülkiyet anayasası” bıraktılar. Türkiye’de 6 Şubat sonrası kurulan bu düzen de benzer bir amaca hizmet ediyor: İnsanlar kendi topraklarında borçlandırılmış birer “rehin” haline getirildi. Kamu bütçesi “ihya” adı altında, Chicago doktrinine sadık bir avuç sermaye grubuna kalıcı olarak transfer edildi. 



Naomi Klein’ın uyarısı bugün her zamankinden daha hayati: “Şokun etkisi, neyin neden yapıldığını anladığınız anda kırılmaya başlar.” 6 Şubat’ın üçüncü yılında en büyük görevimiz, dağıtılan o “parıltılı” anahtarların ve lüks binaların arkasındaki o “işkence odası” mantığını ifşa etmektir. 



Biz bu laboratuvarda denek olmayı reddediyoruz. Enkazın altından sadece insanlarımızı değil, gasp edilen hukukumuzu ve çiğnenen onurumuzu da çekip çıkarmak zorundayız. Aksi halde, bu felaket kapitalizmi sadece evlerimizi değil, bu topraklardaki tüm varlığımızı yutacak.

Son güncelleme: 23:00 03.02.2026
SIRADAKİ HABER
Sayfa Başı